İçeriğe geç

Rezzak ne demek ?

“Rezzak ne demek” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.

Kayseri’de Bir Kış Günü ve İçimde Biriken Soru: Rezzak Ne Demek?

Kayseri’nin soğuğu insanın yüzüne sadece hava gibi çarpmaz; sanki geçmişini de üfler gibi gelir. O gün yine böyle bir sabahtı. Camın kenarına buğulanmış bir dünya bırakmıştı gece. Elimi cama koyduğumda dışarıdaki beyazlığı değil, içimdeki boşluğu hissettim daha çok.

Yirmi beş yaşındayım. Bu yaşı hep bir eşik gibi anlatırlar ya, ben o eşiğin üstünde değil de kenarında kalmış gibiyim. Ne tam geçebilmişim ne de geri dönebilmişim. Günlüklerim var; dolapta üst üste dizilmiş defterler. Her biri biraz yarım kalmış cümleler, biraz da kimseye söyleyemediğim şeylerle dolu.

O sabah da bir şey yazmak için oturdum. Ama kalem elimde dondu kaldı. Çünkü aklımda tek bir kelime dönüp duruyordu: Rezzak.

İşsizliğin Sessizliği ve Evin İçindeki Ağır Hava

İşten ayrıldığım gün hâlâ aklımda. “Performans düşüklüğü” dediler. Cümle çok profesyoneldi ama içimdeki karşılığı şuydu: “Sen artık gerekmiyorsun.”

O günden sonra evin içi değişti. Annem fazla konuşmamaya başladı. Babam televizyonu daha yüksek sesle açtı. Sanki ses yükselirse hayatın eksik tarafları duyulmayacakmış gibi.

Ben ise daha çok susmaya başladım. Susmak bazen bir kaçış değil, bir çöküş şeklidir. Geceleri tavana bakarken içimden sürekli aynı şey geçiyordu: “Ben şimdi nasıl geçineceğim?”

Tam o günlerde, bir sabah camiye gitmiştim. Soğuk öyle keskindi ki, nefesim bile titriyordu. İçeri girdiğimde sıcaklık sadece bedenime değil, içimdeki dağınıklığa da dokunmuştu.

Orada bir ses duydum. Hutbede “Rezzak” kelimesi geçti.

Rezzak Ne Demek?

O an anlamadım. Sadece dikkatimi çeken bir kelimeydi. Ama eve döndüğümde defterimin başına oturup yazdım:

“Rezzak… ne demek?”

Sonra araştırdım. “Rızık veren, her canlıya ihtiyacını ulaştıran, yaşatan, besleyen” anlamına geliyordu. Ama bu tanım bana sadece bir sözlük karşılığı gibi gelmedi. Sanki hayatımın içine sızan bir şey oldu.

Çünkü ben o günlerde tam olarak şunu hissediyordum: hiçbir şey bana ulaşmıyor. Ne iş, ne umut, ne de bir güven hissi.

Ama “Rezzak” kelimesi, sanki görünmeyen bir yerden hâlâ bir şeylerin aktığını söylüyordu.

Bir Fırın, Bir Ekmek ve Küçük Bir Karşılaşma

O hafta bir iş ararken mahallede dolaşıyordum. Soğuk, Kayseri’nin sokaklarını sertleştirmişti. Bir fırının önünde durdum. Cam buğusunun arkasında sıralanan ekmekler, bana garip bir şekilde huzur verdi.

İçeri girdim. Sadece bir ekmek alacaktım. Ama paramı çıkarırken kasadaki adam bana baktı.

“Yüzün tanıdık geldi,” dedi.

Gülümsedim. “Belki de herkes birbirine biraz benziyordur,” dedim.

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra ekmeği uzattı. Tam çıkarken arkamdan seslendi:

“Allah Rezzak’tır, unutma.”

O cümle öyle sıradan söylendi ki… Ama içimde bir yere saplandı. Sanki biri uzun zamandır kapalı duran bir kapıya hafifçe dokunmuştu.

O an anlam veremedim. Ama eve yürürken o cümle defalarca kafamda yankılandı.

Defterin Sayfalarında Kaybolan Gece

O gece defterimi açtım. Yazmaya başladım. Önce dağınık cümleler:

“Bugün bir kelime duydum. Rezzak.”

Sonra durdum. Kalem elimdeydi ama içim doluydu. Yazmakla boşalmak arasında bir yerde sıkışıp kalmıştım.

Hayal kırıklığım büyüktü. Çünkü kendimi bir işe yaramaz gibi hissediyordum. İnsan bir süre sonra sadece işini değil, kendine olan inancını da kaybediyor.

Ama aynı zamanda garip bir umut da vardı içimde. Sanki görünmeyen bir düzen, beni tamamen bırakmamıştı.

Defterime şunu yazdım:

“Eğer Rezzak gerçekten rızık verense, ben neden bu kadar boş hissediyorum?”

Bu soru bana sert geldi. Ama cevabı da bir o kadar sessizdi.

Bekleyişin İçinde Büyüyen Umut

Ertesi gün bir iş görüşmesine çağrıldım. Küçük bir yerdi. Büyük hayaller yoktu ama benim için önemliydi. Çünkü uzun zamandır ilk kez “belki” kelimesi gerçek bir ihtimal gibi duruyordu.

Görüşmeye giderken Kayseri’nin sokakları daha farklı görünüyordu. Aynı binalar, aynı insanlar ama sanki içimde bir şey biraz daha hafiflemişti.

Görüşme kısa sürdü. “Seni ararız,” dediler.

Bu cümleyi çok duymuştum. Ama bu sefer farklıydı. Çünkü içimde ilk kez o cümleye tutunma isteği yoktu.

Yürüyerek eve döndüm. Yol boyunca düşündüm. “Rezzak” kelimesi yine aklıma geldi.

Eğer gerçekten rızık veren bir düzen varsa, bu sadece para ya da iş değildi belki. Belki de insanın içinde kalan dayanma gücüydü.

Babamla Sessiz Bir Akşam

O akşam babamla birlikte oturduk. Televizyon açıktı ama konuşmuyorduk. Bir ara bana döndü.

“Zor mu?” dedi sadece.

Kısa bir süre sustum. Çünkü “evet” demek basit, “hayır” demek yalan olurdu.

“Bazen,” dedim.

Başını salladı. Başka bir şey demedi. Ama o an şunu hissettim: bazı anlayışlar kelimelere ihtiyaç duymaz.

Sonra çayını içti ve ekledi:

“Rezzak unutmaz.”

O an içimde bir şey daha yerini değiştirdi. Bu bir teselli değildi sadece. Daha çok bir hatırlatma gibiydi. İnsan kendini unutabilir ama hayatın içinde bir akış devam eder.

Gece ve İçimdeki Sessiz Dönüşüm

Gece yine defterimi açtım. Ama bu kez farklı yazdım:

“Bugün anlamaya çalışmadım. Sadece hissettim.”

Çünkü bazı kelimeler açıklanınca küçülür. “Rezzak” da öyleydi benim için. Bir tanım değil, bir his olmuştu artık.

Hayal kırıklığım tamamen geçmemişti. Hâlâ işsizdim. Hâlâ belirsizlik içindeydim. Ama artık bunun içinde tamamen kaybolmuş hissetmiyordum.

İçimde küçük bir şey büyüyordu. Adını koyamıyordum ama biliyordum: umut.

Kayseri’nin Soğuğunda İç Isısı

Pencereyi açtığımda soğuk tekrar yüzüme çarptı. Ama bu sefer kaçmak istemedim. Soğuğun içinde bile bir denge olduğunu düşünmeye başladım.

Belki de hayat böyleydi. İnsan her şeyi kontrol edemiyordu. Ama bazı şeyler yine de bir şekilde geliyordu. Tıpkı ekmek gibi, tıpkı bir cümle gibi, tıpkı bir tesadüf gibi.

“Rezzak ne demek?” sorusu artık sadece bir merak değildi. Benim için bir hatırlatmaydı. Görünmeyen ama devam eden bir akışın adıydı.

Değerli Fefo okurları, “Rezzak ne demek” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!

Sonra Hiç Bitmeyen Bekleyiş

Sizin İçin Seçtik: Namazda Rabbenağfirli okumak şart mıdır ?

Aradan günler geçti. O işten haber gelmedi. Ama başka bir şey oldu.

Ben beklemeyi biraz öğrendim.

Beklemek artık boşluk gibi değil, bir süreç gibi gelmeye başladı. İçinde kırılmalar da vardı, toparlanmalar da.

Her sabah aynı sokaktan geçerken, aynı fırının önünde durup ekmek kokusunu hissederken, içimden aynı cümle geçiyordu:

“Bir yerden bir şey geliyor.”

Ve bunu artık sadece inanmak için değil, yaşamak için söylüyordum.

Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük bir olay olmaz. Sadece bir kelime olur. Bir cümle olur. Ya da bir fırıncının, ekmek uzatırken söylediği kısa bir hatırlatma.

“Allah Rezzak’tır.”

O cümle bende kaldı. Ve ben o günden sonra hayatı tamamen anlamadım belki ama şunu öğrendim: her şey görünür değil. Ve görünmeyen şeyler bazen insanı ayakta tutar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://tepkihaber.com https://encira.com.tr https://alperenler.com.tr Sitemap
ilbet